HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Milletin olgunluğu

Allah'a şükür ki milletimiz, halkına yabancılaşmış bazı okumuşlar, siyasiler ve bürokratlara nisbetle olgunlaşmış ve demokrasinin zorunlu kıldığı tahammül kültürünü içlerine sindirmişlerdir. Bunun örneklerinden biri de mevcut cumhurbaşkanının davranış ve tutumları karşısında gösterdikleri tahammüldür. Radikal laikliğin yılmaz savunucusu cumhurbaşkanı, bir yandan dini bayramlarda konuşarak -kendi anlayışına göre laikliğe- aykırı hareket etmiş, bir yandan da bu konuşmalarında bile bir kelime ile olsun dinden, Allah'tan, bayramın -dinle ilgili- mana ve öneminden söz etmemiş, tam tersine laiklikten ve irticadan bahsetmiştir.

Bir başka örnek de vaktiyle Tokat'ta öğretmen, ama aynı zamanda bir sendika başkanı olan zatın, okullardaki şiddetin sebepleri üzerine yaptığı bir açıklama/yorum sebebiyle valiye soruşturma talimatı vermesidir.

Cumhurbaşkanının başucu gazetesi olduğunu duyduğumuz Cumhuriyet, olayı yazınca, derhal o ilin valisine, soruşturma açması için talimat veriliyor. Peki olay nedir, sendika başkanı ne demişti?

İşte sözlerinin özeti:

"Bazı okullarımız, ne yazık ki şiddet olayları ile gündeme geldi. Olaylarda gözden kaçan önemli bir husus ise, öğretmenlere yönelik şiddet uygulamaları ve saldırılardı. Şu hususu belirtmek isteriz ki, öğretmenin yaşam standardının düşüklüğü sebebiyle uğradığı mesleki imaj kaybı ile din ve ahlak eğitiminin son derece kısıtlanmış oluşunun getirdiği manevi değerlerden yoksunluk, okullardaki şiddetin 2 temel besleyici zeminini oluşturmaktadır."

Askeri ve adli personel ile mukayese edildiğinde yoksulluğa talim ettiklerinde şüphe bulunmayan öğretmenlerin hayat standartlarının düşük olduğuna kim itiraz edebilir ki?

Din eğitim ve öğretiminin yetersizliğine gelince, cumhurbaşkanını asıl harekete geçiren konunun bu olduğu kesindir. Radikal laiklerin bütün korkuları, Türkiye halkının dindarlaşmasıdır. Dindarlaşmanın en önemli dayanağı ise din eğitim ve öğretimidir. Uluslar arası insan hakları belgelerinde din özgürlüğüne, "din eğitim ve öğretimi hakkı" da dahil olduğu halde bizim ülkemiz, ilgili maddelere çekince koyarak "devletin denetim ve gözetimi altında da olsa" serbest ve özel din eğitim ve öğretimine izin vermiyor. Geriye resmi kurumlarda verilecek eğitim ve öğretim kalıyor. Bunu da yok etmek için zorunlu din kültürü ahlak öğretiminin anayasadan çıkarılması/kaldırılması için ciddi çaba sarfediyorlar. Anayasada yer aldığı halde isteğe bağlı din eğitim ve öğretiminin de kanallarını açmıyorlar. Sonuç "Bu yıl da hac, kurban bayramına denk geldi" diyecek kadar din ve kültür cahili gazete yazarları/okumuşlar yetiştirmek oluyor.

Eğer ülkemizde yeterli din eğitim ve öğretimi verilmiş olsaydı, "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" diyen Hz. Ali'nin yolundan giderek, hocalarına el kaldırmak şöyle dursun, onların ellerini öpmek için fırsat kollayan okumuşlar yetiştirirdik.

Evet durum budur ve bu millet, din eğitimi isteyen öğretmen-sendika başkanlarına soruşturma açtıran cumhurbaşkanlarına bile tahammül etmiştir.

İyi ki böyle bir milletimiz var ve iyi ki onun temel değerleri hala yaşıyor.

30.Mart.2007
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: