HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


14- Elmalılı Hamdi Efendi:
Muhammed Hamdi Yazır (v. 1942); Antalya'nın Elmalı kazasına bağlı Yazır köyünde Nu'man Efendi ile Fatma hanımın izdivacından dünyaya geldi. İbtidâî ve Rüşdiye tahsilini Elmalı'da yaptı, dayısı Mustafa Sarılar Hoca ile İstanbul'a geldi ve Kayserili Mahmud Hamdi Efendi'nin talebesi oldu.(76) Diğer ulemâdan da okuyup icazetler aldıktan sonra 1324 tarihinde Bâyezid Ders-i âmmı oldu. Aynı yıl yapılan seçimlerde Antalya Mebusu seçildi, 1293 Kanûn-i Esâsînin ta'dîlinde mühim çalışmalar yaptı. 1327'de Mülkiye mektebinde ahkâm-ı evkaf ve arâzî, Mekteb-i Kuzat'da fıkıh derslerini okuttu. Daha sonra Dâru'l-hikme azâ ve reisi, birinci dünya harbinden sonra Evkaf Nâzırı ve âyân azâsı oldu. Cumhuriyetin ilânı sırasında Medresetü'l-mütehassısînde mantık müderrisi idi, medreseler lağvedilince evinde izdivaya çekildi ilmî tetkik ve te'lifler ile meşgul oldu. Bu esnada Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa'nın teşvikiyle büyük bir fıkıh kamusu yazmaya başladı, birkaç yıl meşgul olduktan sonra Tefsiri yazmaya mecbur oluşu bu önemli eserin yarım kalmasına sebep oldu.
Hamdi Efendi aklî ve naklî ilimlerde geniş bilgi sahibi, üç lisan dışında sonradan Fransızca öğrenmiş, musîkiden anlar, hattat ve edîb bir zat olup fıkıh sâhasında muhafazakâr idi; fakat mezheb taassubu yoktu.(77) Aşağıdaki satırlar onun bu yönünü aydınlatmaktadır: "...İşte biz bugün bu esaslara mâlik olduğumuz cihetle fıkh-ı celîli İslâm'da muteber olan bi'l-cümle mezâhibi elimize alarak zanamımızdaki -maatteessüf kalil olan- mütehassıslardan mürekkep -her nerede olursa olsun- Mecelle cemiyetinden daha vâsi bir hey'et-i ilmiyye teşkil edip bir taraftan milel-i gayr-ı müslime erbab-ı iktidarından bir heyet-i hukukiyye bulundurur ve bil'cümle hâdisât ve muâmelât-ı külliyemizi de tayin eyler ve evvel emirde fıkh-ı hanefîden tetkîk, tatbik, cemi ve te'lîfe başlar ve ihtiyâc-ı nâsa erfak olan mesâili herhangi mezhebden olursa olsun alır ve faraza bunlarda bulunmayacak, halli zarûrî bir hâdiseye tesadüf edersek hallini aynen bulabileceğimiz Avrupa kavânîninden değil, kavâid-i felsefe-i şer'iyemizle hal ve tayin eyler (ictihad), bu suretle öyle bir kanûn-i muhit meydana getiririz ki âlem-i medeniyet parmak ısırır ve Mecellemiz bile onun bir sâhîfe-i muhtesarası gibi kalır..."(78)
Matbû eserleri: İrşâdu'l-ahlâf fî ahkâmi'l-evkaf, Metalib ve Mezâhib (Pol Jane ile Gabriel Seay'ın eserlerinin notlar ilâvesiyle fransızca'dan tercümesi), Hak Dîni Kur'an Dili (8 cild, tefsîr), Makaleleri (Beyanu'l-Hak, Sırat-ı Müstakîm, Sebîlü'r-reşâd gibi dergilerde)
Basılmamış eserleri: Usûl-i Fıkh, Sûrî Mantık, Hukuk Kamusu (yarım), Divan.(79)
Asrımızda yaşamış veya halen yaşamakta olup fıkıh sâhasında eseri olan, kör taklîd zincirini kırarak fıkhın muâsır inkişafı için gayret eden, gerektiğinde ve ehli bulunduğunda mezhebler arasında tercih ve ictihad yapılmasını kabul eden ulemânın uzun hal tercemeleri yerine isimlerini sıralıyarak bazı eser ve görüşlerine işaret etmekle iktifâ ediyoruz:


76. Hocası ile karıştırmamak için merhûma "Küçük Hamdi" denirdi.
77. İslâm'da muhâfazakârlık övgüye, taassup ise yergiye lâyık bulunmuştur.
78. Beyânu'l-hak, sayı: 18, s. 403.
79. Tefsirin ikinci tab'ında oğlu M. Yazır'ın kaleme aldığı terceme-i hal; ayrıca bak. Ö. N. Bilmen, Tefsir Tarihi.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: