HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


51- Molla Gûrânî:
Şerefüddîn Ahmed b. İsmâîl (v. 893/1488); aslı Tebrizli(70) arapça meânî ve mantık, tefsîr, usûl gibi ulûmu memleketinde okuduktan sonra Hısnıkeyfâ'ya geldi, Celâl el-Halvânî'den arapça okudu, Bağdad ve Diyâr-i Bekir'den sonra Dımaşk'a gelerek el-Alâu'l-Buhârî'den istifade etti, Beyt-i Makdîs'e uğradı ve Kahire'ye geldi, burada İbn Hacer'den Buhârî'yi ve Irâqî'nin Elfiye şerhini, İbn ez-Zerkeşî'den Müslim'i... okudu. Sultan Cakmak'ın ihtiramına nâil oldu, huzur derslerinde bulundu, zengin oldu. Kendisi şâfiî idi. Ebû-Hanîfe soyundan gelen Hamiduddîn Nu'mânî ile münakaşa etti, sert sözler söyledi ve ecdadına dil uzattı diye sultana şikâyet edildi, muhâkeme sonunda, Sultan huzurunda seksen sopaya mahkûm oldu ve nefyedildi. Molla Yegân tarafından Türkiye'ye getirilen Gûrânî'yi Fâtih'in babası, Hüdâvendigâr medresesine müderris tayin etti. Bu sırada istikbalin Fâtihi şehzâde idi ve gönderilen hocaları kabul etmediğinden Kur'ân-ı Kerîm'i bile hatmetmemişti. Murad, eli sopalı Molla Gûrânî'yi oğluna hoca tayin etti ve sopa ile başlayan ders hatim ile bitti. Fâtih tahta geçince hocasına vezirlik teklif etti ise de kabul ettiremedi ve kadıasker tayin etti.
Molla Gûrânî kadıasker olunca tedrîs ve kazâ mensıblarını -Padişaha arzetmeden- ehli olanlara verdi. Padişah buna ses çıkaramadı, fakat hocasını Bursa evkafını yoluna koydurmak bahanesiyle oraya kadı ve evkaf nazırı olarak gönderdi. Bir müddet sonra Sultan'ın bir hâdimi, bir emirnâme ile Gûrânî'ye geldi. Gürânî emirnâmenin şerîate muhâlif olduğunu görünce yırtıp hâdimin suratına fırlattı. Padişah bunu işitince gazaba geldi ve hocasını Bursa kadılığından azletti. Gûrânî Mısır'a gitti, Sultan Kayıtbay'dan fevkalâde ikram ve ihtiram gördü. Bir müddet sonra pişman olan Fâtih'in davet ve ricası üzerine tekrar Bursa kadılığına, oradan da Şeyhülislâmlık makamına getirildi; yevmiye 200, ayrıca ayda 20 bin, yılda 50 bin dirhem maaşı vardı.
Hiç kimseden çekinmez, hakkı söyler, sultan ve vezirlere isimleriyle hitab eder, ellerini öpmez, huzurlarında eğilmezdi. Fâtih'e sık sık "Yediğin, giydiğin haram, ihtiyatı elden bırakma!" derdi.
Eserleri: Gâyetü'l-emânî fî tefsîri's-seb'i'l-mesânî (Zamahşerî ve Kadî'ye itirazları vardır), ed-Düraru'l-Levâmi' fî şerhi-cem'i'l-cevâmi' li's-Sübkî, el-Kevseru'l-cârî (Buhârî şerhidir, İbn Hacer ve Kirmânî şerhlerini tenkîd etmiştir), Şerhu'l-Kâfiye...(71)


70. ez-Ziriklî'nin kaydettiğine göre aslı Şehrîzurludur, kürd neslinden olup lâkabı Şihâbüddîndir, nisbeti de Kevrânî olarak zaptedilmiştir.
71. Taşköprülüzâde, age., vr. 32 vd; eş-Şevkânî, age., C. I, s. 39.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: