HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


2. Mâlik b. Enes (93/712-179/795):
Aslı Yemen'li, büyük dedesi sahâbî Ebû-Âmir, dedesi tâbiûn ulemâsından, amcası da sayılı âlimlerden, kendisi üçüncü nesilden (etbâu't-tâbi'înden), başta hadîs olmak üzere fıkıh, tefsir, kozmografya dallarında âlim, Medîne ve mâlikî mezhebinin imamı, hocalarını daha önce gördüğümüz İmam Malik'ten, bin üçyüzden fazla kişi hadîs veya fıkıh bilgisi almıştır; bunların içinde vaktiyle hocası olmuş zevat ile mezheb imamları ve halîfeler de vardır. Kendisi vakur, herkesin saygısını kazanmış, doğru bildiğini çekinmeden söyleyecek cesarete sahip, emr-i bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker yapan bir zât idi. Emevîlerden itibaren icad edilen baskı ile bey'at alma (halîfe veya veliahte bağlılık yemini ettirme) ve bunu yaparken de baskı altında kişilere şart ettirme (yani bey'atimi bozar, halîfeye karşı çıkarsam karım boş olsun dedirtme) bid'atına karşı çıkmış, zulmü önlemek için de "baskı altında yapılan bu yeminin hükmü olmadığına" fetvâ vermişti. Bunun için kendisine işkence edildi, kırbaçla dövüldü, kollarından çekildiği için kolu omuzundan çıktı ve ömrünün sonuna kadar idrarını tutamaz oldu. Bütün bunlar karşısında metanetini koruyan İmam Mâlik, birçok halîfenin saygısını da kazanmıştır. Abbâsî Halîfe Mansûr'un amcası Ca'fer kendisine yukarıda zikredilen işkenceyi yaptığı halde büyük Halîfe Raşîd onu, hadîs öğretmesi için sarayına dâvet etmiş, İmam'ın "İlim gelmez, ilme gelinir" demesi üzerine kendisi İmam'a gelerek hadîs öğrenmiştir. Yetmiş âlim kendisine izin vermeden fetvâ vermeye başlamayan İmam, talebelerinden İbnu'l-Kasim'in "Devlete başkaldıranlarla savaşmak caiz midir?" sorusuna şu cevabı vermiştir: "Ömer b. Abdulazîz gibi halîfelere başkaldırırlarsa savaşmak gerekir!" Talebesi "Halîfe böyle olmazsa?" diye sorunca da "Bırak da Allah, bir zâlim ile diğerinden intikam alsın, sonra da her ikisinden intikam alsın" demiştir.
Devrinde yaşayan ve sonra gelen pek çok âlim onun faziletine, ilmine, cesaretine, güvenilirliğine tanıklık etmişlerdir. Şirâzî'nin naklettiğine göre İmam Muhammed ile Şâfiî arasında "İmam Ebû-Hanîfe ile Mâlik'i mukayese eden" şöyle bir konuşma geçmiştir:
Muhammed - Ne dersin, bizimki mi âlim, sizinki mi?
Şâfiî - Hatır gönül tanımadan
mı söyleyeceğiz?
Muhammed - Evet.
Şâfiî - Allah için söyle, Kur'ân-ı Kerîm'i sizinki mi daha çok bilir, bizimki mi?
Muhammed - Allah için sizinki?
Şâfiî - Sünneti ve sahâbe kavillerini sizinki mi daha çok bilir, bizimki mi?
Muhammed - Allah için sizinki (daha çok bilir).
Şâfiî - Geriye bir kıyas kaldı; kıyas da yukarıdaki bilgilere dayanır.(10)


10. Ziriklî, A'lâm, C. VI, s. 128; Hacevî, age., C. I, s. 376-394; Şîrâzî, Tabakât, s. 68; Prof. Sezgin, GAS, C. I/3, s. 129 vd. Bu kaynakta geniş kitâbiyât vardır.


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: