HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git

(Google Arama ile sayfaya gelenlere not: Yazılarda sorun varsa tarayıcınızda adresimize dokunup GiT veya ENTERe basın. Veya sayfalarımızı sadece site üzerindeki bağlantıları kullanarak dolaşın. Sorun Google kaynaklı.)
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


4- İctihad Hürriyeti ve Mezheblerin Doğuşu:
Bu devre de, bundan önceki gibi ictihad hürriyetinin hâkim olduğu devredir. İlmî kudreti olan her müslümanın önünde ictihadın kapıları ardına kadar açıktır. İlmî kudreti ictihad için kâfi gelmeyenler için de istediği müctehidden faydalanma, sorma ve ona tâbi olma hürriyeti vardır.
Gerek kadı ve gerekse müftü, muayyen bir kanun ve mezheb ile bağlı değildir. Dâvâ ve süalleri ictihadlarına göre çözerler.
Abbâsîler devrine kadar her merkezde birçok âlim ve müctehid vardı; soruları cevaplandırıyor, dâvâları hallediyorlardı. Fakat bunlara izafe edilen mezhebler yoktu.
İçinde bulunduğumuz devirde, aşağıdaki sebepler, muayyen mezheblerin doğması sonucunu yolaçmıştır.(6)
a) Daha önceki müctehidler gerektikçe dağınık meseleler üzerinde ictihad ederken bu asır müctehidlerinin fıkhın bütün konularını ictihad alanlarına dahil etmeleri.
b) Bu ictihadların tedvin edilerek kitaplarda toplanması ve bu sâyede bir müctehidin, çeşitli konulardaki ictihadlarının kolayca öğrenilmesi imkânının doğması.
c) Fıkıh mekteplerinin (rey, hadîs medreseleri) doğması ve bu mektep mensuplarının karşılıklı, sözlü ve yazılı münâkaşa ve münâzaraları.
d) Bu münakaşa ve münâzaraların, müctehidlere mahsus usûl ve kaidelerin; yani usûl-i fıkhın doğmasına ve telîf edilmesine sebep olması.
İşte bu gibi âmiller Abbâsîler devrinde mezheblerin yâni "müctehidlere âit müstakil ictihad usûl ve yollarının ve bu yollar ile varılan ahkâm mecmûalarının" doğmasını sağladı.
Ancak dördüncü hicrî asırdan önce halk malûm dört mezhebe ayrılmadığı gibi fıkıh mezhebleri de dörtten ibaret değildi. Daha bir çoğu arasında el-Hasenü'l-Basrî, Ebû-Hanife, el-Evzâ'î, Süfyân es-Sevrî, el-Leys b. Sa'd, Mâlik, Süfyân b. Uyeyne, Şâfi'î ve daha sonra İshak b. Râheveyh, Ebû-Sevr, Ahmed b. Hanbel, Dâvûd ez-Zâhirî, İbn Cerîr et-Taberî...nin mezhebleri meşhurdur. Bunların her birinin farklı ictihad sistem ve usûlleri, bunlarla varılmış reyleri, çeşitli bölgelere yayılmış tâbileri vardı. Bu mezheblerden bazıları müdâfaa edecek ve yayacak kuvvetli tâbileri bulunmadığı, nüfuzlu kimselerin mezhebi olmadığı... gibi dış sebepler; bazıları da -zâhirîler de olduğu gibi- iç sebeplerle; yani nasların zâhirine aşırı bir şekilde sarılmaları, kıyası inkâr etmeleri, ihtiyaca cevap verememeleri ve diğer mezheblere karşı şiddetli davranmaları yüzünden zamanla tarihe karıştı. Bunların yaşadığı o devirde de âlimler kendilerini, muayyen bir mezhebe bağlamaya mecbur telakki etmiyorlar, bağlananlar da başkalarından istifade edebiliyorlardı.


6. Mezheblerin doğuş sebepleri ve başlıcaları ilerde, ayrı bir bölümde daha geniş bir şekilde tetkik edilecektir.


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: