HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


B- ABBÂSÎLER DEVRİNDE FIKIH:
Bu devrin fıkıh üzerinde meydana getirdiği değişiklikleri, bir başka deyişle fıkıh tarihi bakımından bu devrin özelliklerini şu maddelerde özetlemek mümkündür:

1- Din Bilginleri ve Abbâsîler:
Yerinde zikredildiği gibi umûmiyetle Emevîler daha ziyade iç isyanları bastırmak, devletin mâlî, idârî... işlerini düzenlemek ve dışarda fetihleri sürdürmekle uğraşıyor, din işleri ve ulemâ ile meşgul olmuyorlardı. Âlimler ders okutuyor, fetvâ veriyor; tayin ettikleri kadılar ictihadlarına göre hüküm veriyorlar, Emevîlerin siyâsetine uydukça serbest bulunuyorlardı.
Emevîler dînî hayat ve hulefâ-i râşidînin sünneti karşısındaki lâkaytlıkları sebebiyle dindar ulemâ tarafından pek sevilmiyorlardı.
Abbâsîler hilâfeti haklı olana iâde etmek ve hulefâ-i râşidîn devrini ihya etmek gibi bir dâvâ ile iktidara geldikleri için -görünüşte bile olsa- hem din hem de dünya işlerinde müslümanların başı ve Rasûlullahın halîfesi olarak davranıyorlardı. Emevî halifeleri -Arap âdetine uyarak- halîfelik alâmeti nâmına ellerinde yüzük ve çevgen taşırken, Abbâsî halîfeleri Hz. Peygamber'in hırka ve kılıcını taşıyor, divanlarında Hz. Osmân'ın Mushafını bulunduruyorlardı.(3) Bu tutumun tabîi neticesi olarak din bilginlerinin söz, inanç ve davranışlarıyla da yakından ilgileniyorlardı. Ezcümle Mansur ulemâya alâka göstermiş, ihsanlarda bulunmuş, öte yandan verdiği vazifeyi kabul etmediği için Ebû-Hanîfe'yi kırbaçlattırmıştır. Mehdî zındıklara karşı çok sert davranmış, onların takip ve tecziyesi için bir dâire kurmuştur. Hârun Reşîd ile Ebû-Yûsüf hep beraber olmuşlardır. Me'mun "Kur'ân-ı Kerîm'in mahluk olduğuna" dâir bir emirnâme çıkartmış, müt'a nikâhını münakaşa ettirmiş, hakkında emir çıkarmaya teşebbüs etmiştir.
Bu tezâhür ve davranışın hukukî hayata tesir edeceği şüphesizdir. Sulama nizamı, vergiler, kanal açmak, çeşitli divanlar... bunların hepsi dünya hayatına ait dinî işlerdi, hepsini şerîat esaslarına göre nizamlamak gerekiyordu. Bunlar âlimlerden soruluyor Ebû-Yûsüf el-Harâc'ını yazıyor ve diğer müctehidler de ictihad ediyorlardı.


3. Dr. A. Hasen, Nazratun Âmmeh fi târihi'l-fıkhı'l-islâmî, s. 192-194.


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: