HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Üçüncü Bölüm
ABBÂSÎLER DEVRİ
(Fıkhın Olgunluk Çağı)

A- DEVRE UMÛMÎ BAKIŞ:
Bağdad merkezli Abbâsîler devri 750-1258 tarihleri arasında 508 yıl sürmüştür. Bu sürenin takrîben H. 132-350 arasındaki 200 yıllık devresi fıkhın tedvin edildiği ve inkişaf ettiği, büyük mezhep sahibi müctehidlerin yetiştiği devredir. İslâm nesilleri bakımından da tâbiûn ve etbâ'ut-tâbiîni ihtivâ etmektedir.
Devrin başında hilâfetin Emevîlerden Hz. Ali evlâdına intikalini temin için kurulmuş olan gizli cemiyet başarı sağlamış fakat hilâfet alevîlere değil, Abbâsîlere geçmiştir.(1) Abbâsîler seleflerine karşı tarihin nadir kaybettiği sertlik ve şiddeti göstermişler, Emevîlerin sağ kalanları dağılıp gizlenmişler ve içlerinden birisi (Abdurrahman) Endülüs'e geçmeyi başarmış, orada müstakil Endülüs Emevîleri Devletini kurmuştur, böylece İslâm ümmeti ilk defa siyasî bölünmeye maruz kalmış, iki İslâm devleti ortaya çıkmıştır.
Hilâfetin Abbâsîlere geçmesi, ona kendilerini lâyık gören Hz. Ali evlâdını memnun etmemiş, bunlar zaman zaman baş kaldırmışlardır.
Hz. Hasen'in torununun oğulları Muhammed ve İbrahîm'in Mansûr'a karşı başarısız ayaklanmalarından sonra Mûsa el-Hâdî zamanında ikinci bir ayaklanma daha olmuş, bu da başarısızlıkla neticelenmiş, buradan Kuzey Afrika'ya kaçan İdris b. Abdullah, berberler arasında İdrîsîler hilâfetini kurmuştur ki bu da Abbâsî devletinde ikinci bölünmedir.
Hârun Reşid zamanında da ihtilâl teşebbüsleri devam edince mezkür halife bunlara karşı yarı müstakil emirlikler kurmayı uygun görmüş ve Kuzey Doğu Afrika'da Ağlebîler devletinin temelini atmıştır. Aynı sebeple Me'mûn, Horasan'da Tâhirîlere, Yemen'de Ziyâdîlere emirlik vermiştir.
İmâmî-şîîler Hz. Hüseyin'in torununun oğlu Câfer es-Sâdık'ı imam tanımışlar fakat o hilâfet dâvasına kalkışmamıştır. İmam Ca'fer'in vefatından sonra taraftarlar ikiye ayrılmışlar; bir kısmı onikinci imam Muhammed el-Askerî'nin kaybolması üzerine Mehdî adıyla onu beklemeğe başlamış ve "isnâ aşeriyye" ismini almışlardır.
Diğer grup ise Hz. Ca'fer'in oğlu İsmâil'i imam tanımış ve "İsmailîler" adını almışlardır. Gizli dâvet yolunu seçen bu grup, Kuzey Doğu Afrika'da ortaya çıkan İmam Ubeydullah el-Mehdî' (v. 332/934)'nin liderliğinde bütün Mağrib'i istilâ ederek Fâtimîler devletini kurmuşlardır.
Abbâsîler hükümranlıklarının ilk yüz yılında en güçlü devrelerini yaşadılar. Hindistan'da Keşmir vâdisine, Kuzeyde Hazar ve Marmara sahillerine, Doğuda Hayber geçidine kadar fetih sınırlarını genişlettiler.
Bu hânedan önceleri arap ve -ihtilâlde kendilerine yardım eden- İranlılara dayanıyor, bu iki kuvveti gerektiği zaman yekdiğerine karşı kullanıyorlardı. Mu'tasım zamanında (833-842) bir üçüncü kuvvet daha ortaya çıktı: Türkler. Mütevekkil (842-847) artan Türk nüfûzunu kırmayı tasarlamış fakat onlar daha baskın çıkmış ve oğlu Muntasır'ı onun yerine geçirmişler, bundan sonra da nüfuzları kat kat artmıştır. Hilâfetin böylece zayıflaması sonunda Doğuda Mâverâünnehir'de Sâmânoğulları, Horasan ve İran'da Saffârîler gibi emirlikler doğmuştur. Nihayet şîî Büveyhîler (945/1055) İran, Isfahan, Kerman, Huzistan'dan sonra Bağdad'ı alarak kendilerine tâbi kılmışlardır.(2)


1. Burada "alevîler"den maksat Hz. Ali'nin çocukları ve torunları ile bunların soyundan gelenlerdir.
2. el-Hudarî, Târihu't-teşrî, s. 170-174.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: