HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Ebû-Ubeyde b. el-Cerrâh (v. 18/639):
İsmi: Âmir b. Abdullah, ilk müslümanlardan, cennetle müjdelenmiş on kişiden büyük sahâbî, fâtih ve kumandan. Hâlid'i azlettikten sonra Hz. Ömer, Ebû-Ubeyde'yi Suriye ordusunun başına getirdi, Ebû-Ubeyde İslâm ülkesinin sınırlarını Doğu'da Fırat'a, Kuzey'de Anadolu'ya kadar genişletti. Taklîdi güç bir zühd içinde yaşadı, bu sebeple Hz. Ömer onun için "Sen müstesnâ, hepimizi dünya az çok değiştirdi, ey Ebû-Ubeyde!" demiştir. Rasûlullah (s.a.) de "Her ümmetin bir emîni (güveni temsil eden kişisi) vardır, bu ümmetin emîni de Ebû-Ubeyde'dir" buyurmuşlardır. Allah Rasûlü ile bütün savaşlara katılan Ebû-Ubeyde, Uhud savaşı sonrasında, O'nun mübâret yüzüne batan zırh halkasını dişleri ile çıkarmış ve bu sebeple iki ön dişini kaybetmiş, bu izi, ömür boyu büyük bir sevgi ile taşımıştır.
Onun ictihadını ve fıkıh sâhasındaki gücünü gösteren örnekler vardır:
İlk halîfenin seçilmesi müzakerelerinde Hz. Ebû-Bekir, Hz. Ömer ile Ebû-Ubeyde'yi teklif etmiş, bunlardan birini seçin demişti. Hz. Ömer de vefatı sırasında "Ebû-Ubeyde hayatta olsaydı hilâfet için onu namzet gösterir ve tavsıye ederdim" demiştir.
Hz. Ömer Sûriye'ye gelmiş, burada vebâ salgını olduğunu duyunca geri dönmek istemişti, Ebû-Ubeyde kendisine "Allah'ın takdirinden (kaderinden) mi kaçıyorsun?" diye itiraz etmişti, Hz. Ömer ona şu cevabı verdi: "Keşki bunu senden başka biri söyleseydi! Evet, Allah'ın bir takdirinden diğer takdirine kaçıyorum." Burada, kader ile ilgili iki anlayış ve yorum görüyoruz; Hz. Ebû-Ubeyde'ye göre salgın hastalığa karşı tedbir almak kaderden kaçmak demektir, eğer veba bulaşacaksa (kaderde varsa) bulaşır ve insan ölür, bulaşmayacaksa, vebalılarla temas edilse dahi bulaşmaz... Hz. Ömer'e göre kişi kaderini bilemez, veba salgınının bulunduğu yere gitmek kader olduğu gibi tedbir olarak oraya girmemek de kaderdir, her iki davranış da Allah'ın takdiri ile olur, birini kader sayıp diğerini saymamak, ikincisini kaderden kaçma şeklinde değerlendirmek isabetli değildir.
Bir akıncı hareketinde birliğin başkanı Ebû-Ubeyde idi, yiyeceklerinin tükendiği bir sırada denizin karaya attığı ölü bir baline buldular, yenip yenmeyeceği konusunu müzakere ettiler, Ebû-Ubeyde, Allah Rasûlü'nün elçileri olduklarını ve dara düştüklerini" gözönüne alarak yemelerine karar verdi ve yediler, Medîne'ye dönünce Rasûlullah'a (s.a.) durumu aktardılar, Ebû-Ubeyde'nin fetvâsını tasvip buyurdu.(89)


89. İbn Hacer, İsâbe, C. II, s. 242; İbn Abdilber, İstî'âb, C. IV, s. 120.


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: