HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


3. Fıtır sadakası:
Ramazan ve bayramda fakirleri sevindirmek ve geçimlerine katkıda bulunmak üzere -ülkemizde fitre diye bilinen- fıtır sadakası yine aynı yılda Peygamberimiz tarafından konmuştur.

4. Kurban:
Peygamberimiz namazgâhta, halka kurban bayramı namazını kıldırdıktan sonra hazırladığı iki boynuzlu koçun birisini kendisi ve ailesi için, diğerini de ümmeti için kurban etti, sonra da "Allah'ım bu sendendir ve sanadır" dedi.(44) Hz. İbrâhîm'in geçirdiği büyük imtihandan sonra Allah'ın lütfettiği koç kurbanını da hatırlatan bu ibâdet böylece İslâm'da devam etmiş oluyordu.

5. Zekât:
İbnu'l-Esîr, zekâtın hicrî dokuzuncu yılda farz kılındığını kesin olarak ifade etmiştir. Ancak daha hicrî beşinci yılda Peygamberimize gelen Dımâm b. Sa'lebe "(Bu sadakayı) zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?" sorusu ile zekâttan bahsettiğine göre(45) bu ibâdetin daha önce farz kılındığı anlaşılmaktadır. İbnu'l-Esîr'in bahsettiği olay, muhtemelen memurlar tayin edilerek zekâtın devlet tarafından toplanmaya ve dağılmaya başlanmasıdır. Kays b. Sa'd "Rasûlullah bize, zekât âyeti inmeden önce fıtır sadakasını emretti" demiştir.(46) Kastedilen âyet ise "Mallarından, onları temizleyeceğin ve ruhlarını yücelteceğin bir sadaka (zekât) al" meâlindedir. (Tevbe: 9/103).

6. Kıblenin değiştirilmesi:
Müslümanlar Mekke döneminde namaz kılarken Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e yöneliyor, Kâbe'yi de önlerine aldıkları için aynı zamanda hem Kâbe'ye, hem de Beyt-i Makdis'e dönerek namaz kılmış oluyorlardı. Medîne'ye hicret edince bu imkân ortadan kalktı ve yalnızca Beyt-i Makdis'e yönelerek namazlarını kıldılar. Araplar yıllardan beri Kâbe'yi mukaddes biliyor, oraya hürmet ediyorlardı, namazda da oraya yönelmek isterlerdi. Ancak ilk kıbleye yönelerek namaz kılmanın da hikmetleri vardı; bir yandan içi henüz putlarla dolu olan Kâbe'ye, ibâdette yönelmemek suretiyle tevhid korunuyor, müşrik araplara muhalefet edilmiş oluyor, diğer yandan yahûdîlerin gönlü İslâm'a ısındırılıyordu. Bu geçici hikmetlerin müddeti dolunca müslümanlar alıştırılarak Kâbe'ye yöneltildiler; önce "Doğu da Batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (zâtı) oradadır..." (Bakara: 2/115) buyurularak şuraya veya buraya yönelmenin bir sembol olduğu, gönüllerin yöneldiği varlığın bir tek olup asla değişmediği anlatılmış oldu, sonra da "Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. Hemen seni, hoşnut kalacağın bir kıbleye doğru döndürüyoruz; yüzünü artık Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar) siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin..." buyurularak müslümanların ebedî kıbleleri belirlenmiş oldu. Bu olay hicrî ikinci yılın Receb ayında vukubulmuştur.


44. Şevkânî, Neyl, C. V, s. 117 vd.
45. Buhârî, Adâhî, 4, 7, 12; Müslim, Adâhî, 10; İman, 10.
46. Nesâî, Zekât, 31, 33; İbn Mâce, Zekât, 21.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: