HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [YouTube]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Pey Akçesi ve Pişmanlık Akçesi
Mefhumu ve hükmü:
Daha ziyade satım ve kira akidlerinde teâmül haline gelmiş bulunan pey akçesinden maksad,akid icra edildiği takdirde ücret ve bedele mahsûb edilmek üzere mal sahibine verilen meblâğdır. Pişmanlık akçesi ise taraflardan birinin akidden vazgeçmesi, pişman olması halinde karşı tarafa verdiği meblâğdır; bu da ya önceden verilmiş pey akçesinin geri alınmaması veya sonradan verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir.
İslâm hukukunda pey akçesi ve dolayısiyle pişmanlık akçesi üzerinde iki farklı görüş vardır. Bunlardan menfi olanı, yani "akid icra edilirse bedele mahsûb etmek, vazgeçilirse geri almamak üzere verilen, pey akçesinin caiz olmadığını" ileri süren görüş üzerinde daha çok mâlikîler söz etmişlerdir. Fıkıh kitaplarındaki ifadelerinden anlaşıldığına göre:
a) akid icra edilirse bedele saymak, icra edilmezse geri almak üzere verilen pey akçesi caizdir.
b) Akid icra edilirse bedele saymak (semenden mahsûb etmek), icra edilmez ise geri almamak, karşı tarafa bırakmak üzere verilen pey akçesi caiz değildir; bu şekilde yapılan akid bâtıldır.
c) Akid, ikinci şıkka göre yapılmış olmakla beraber mesela satın alan akdin icrasını tercih eder ve pey akçesini bedele saymak isterse, ekseriyete göre -akid baştan bâtıl olduğu için- bu da caiz değildir. Ancak İbn Amr ve bazı tâbiûn fukahâsından bunun caiz olduğu görüşü nakledilmiştir.80
Şâfiî ve Hanefîlerin de katıldığı bu menfi görüş, Hz. Peygamber (sav)'in bunu yasakladığını ifade eden bir hadîs ile, pey akçesinin karşılıksız olduğu ve sınırı belli olmayan bir muhayyerlik mahiyetinde bulunduğu esaslarına dayanmaktadır.
Pey ve pişmanlık akçesini caiz görenlerin başında Ahmed b. Hanbel ve Hanbelîler vardır. Onlara göre:
Pey akçesi -her iki nev'i ile- caizdir; çünkü Hz. Ömer'in bunu caiz gördüğü ve tatbik ettiği bilinmektedir. Bunun caiz olmadığını ifade eden hadîs zayıftır, sabit değildir. Ayrıca normal bir satım akdinde satın alan bilâhare pişman olup malı satıcıya iade etse ve onu razı etmek üzere fazladan bir şeyler (para, mal vb.) verse bu ittifakla caiz görülmüştür; pey ve pişmanlık akçesi de mahiyet bakımından bundan farklı değildir. Keza bir kimse, malını satmakta olan bir başka kimseye "bu malı satma, şu meblâğı sana veriyorum, eğer gelip malını alırsam bedelden mahsûb ederim, almazsam verdiğim şu meblâğ senin olsun" dese, bu şekil caiz görülmüştür; pey akçesinin de -netice itibariyle- bundan farkı yoktur.81
Satıcı veya mucirin pişman olması halinde alıcı veya müste'cire bir meblağ vererek akdin icrasından vazgeçmesi mahiyet bakımından pey akçesine benzetilerek, onu caiz görenlerin bunu da caiz görmüş sayılacakları ifade edilmiştir.82
Mukayese:
Roma hukuku ve ondan mülhem olarak Fransız hukuku pey akçesi ile pişmanlık akçesini -tasrih ve şart koşma bakımından- birbirinden ayırmamış, tarafların akdi icra edip etmemelerine göre verilen meblâğ ya bağlılık akçesi veya pişmanlık akçesi mahiyetinde olmuştur; şöyle ki alan rucû ederse verdiği meblâğ satanın olmuş, satan rucû ederse pey olarak aldığının iki mislini alıcıya vermek mecburiyetinde kalmıştır.
İsviçre ve Türk Medeni Kanunları ise pey (bağlılık) akçesi ile zamân-ı rucû (pişmanlık akçesi)'ni birbirinden şöyle ayırmıştır:
"Bir kimse pey akçesi verdiği takdirde bunu zaman-ı rucû olarak değil, belki akdin in'ikadına delil olmak üzere vermiş addolunur.
Hilâfına mahalli âdet veya mukavele olmadıkça pey akçesini alan, alacağına mahsup etmeyerek onu muhafaza eder.
Zamanı rucû şart edildiği halde akitlerden her biri akitten rucû selâhiyetini haiz addolunur. Pey akçesi vermiş olan rucû ederse verdiğini terkeder ve pey akçesini almış olan rucû ederse aldığının iki mislini iade eder." (T.B.K. md. 156)
Akit esnasında taraflardan birinin diğerine verdiği bir kısım meblâğ çeşitli maksatlara istinad edebilir. Yukarıdaki madde iki maksada temas etmektedir:
a) Yapılan akdin in'ikadını kuvvetlendirmek, bağlılık ve kararlılığı belirtmek.
b) Rucû halinde pişmanlık akçesi olmak.
Ancak kanun, verilen meblâğı, kaide olarak bağlılık (pey) akçesi saymış, pişmanlık akçesine gelince bunun akit esnasında açıkça ifade edilmesini gerekli görmüştür.83
İslâm Hukuku'nda pey akçesini caiz gören ictihad ile Batı hukukunun aynı konudaki hükmü arasında önemli bir fark yoktur. Pişmanlık akçesine gelince Batı Hukuku'nda, pey akçesinin iki misli ile sınırlanmış olduğunu görüyoruz. Hanbelî ictihadına göre İslâm hukukunda caiz olan pişmanlık akçesinde ise böyle bir sınır yoktur; karşılıklı rıza esastır.



80. Mâlik, Muvatta', c. II, s. 609-611; Hattâb, c. IV, s. 369: Hırşî, c. V, s. 78; Senhûrî, Mesâdiru'l-hak, c. II, s. 96 v.d.
81. İbn Kudâme, el-Muğnî kenarında matbu (el-Şerhu'l-kabir ale'l-mukni'), c. IV, s. 58.
82. Senhûrî, age., c. II, s. 102.
83. Birsen, age., s. 422-426.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: