HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


ADLİYE TEŞKİLATI VE MUHAKEME USÛLÜ
Adliye teşkilâtı ve muhâkeme usûlü çok sadedir. Bütün İslâm ülkelerinde muhâkeme, "kadı" denilen tek hakim tarafından icrâ edilir. Kadı, ihtiyaç duyarsa meseleyi başka âlimden sorabilir (istiftâ eder). Fakat vereceği hükmün sorumluluğu daima kendisine aittir. Kadı halife tarafından tayin edilir. Meşrû (kanûnî) usûlüne uygun olarak hükme bağlanan dâvâya tekrar bakmak câiz değildir.
Muhâkeme usûlü hukukî ve cezaî işlerde birdir. Dâvâlı, hakim tarafından mahkemeye davet olunur, gelmediği takdirde celbnâme gönderilir, şahsen gelmeye mecburdur. Muhâkeme, sözlü ve açık olarak cereyan eder ve delil (beyyine) getirilir. Mazereti olmaksızın dâvâlı gelmezse hakim ona bir vekil tayin ederek, onun yüzüne karşı dâvâcının delîlini dinler ve sübût bulursa hükmeder. Kadı muhâkeme esnasında düzeni korur, bozanları cezalandırır.
Hükmün başlıca sebepleri ikrâr, delil (beyyine) ve yemindir. Yalnız yazı ve mühür ile hükmolunmaz. Sened inkâr olunursa tatbik ve yazı yazdırma (istiktâb, Mec. 1610) usûlü vardır. Senedin muhtevası hakkında şahid de dinlenir. Şâhid adedi iki erkek veya bir erkek ile iki kadındır. Had cezalarında kadınlar şahid olamaz. Bir erkek tarafından edilen şahidlik, İmam Şafiîye göre dâvâcının yemini ile tamamlanabilir. İnkâr eden taraf yemin etmek istemezse dâvâcıya yemin teklif edilir.
Yalan şahidlikte bulunan kimseye tazîr cezası verilir* ve zarar ziyanı tazmin eder.
Yemin kul haklarında ve hatta kısas cezalarında kabul olunur. Fakat içki almak, iffete iftirâ etmek (kazf) ve hırsızlık gibi hadlerde uygulanmaz. Kasâmede elli kişiye yemin ettirildiği yukarıda görülmüştü. Orta çağda diğer milletlerde uygulanan "mânevî tecrübe", "ilâhî muhakeme" gibi usullere İslâm'da asla müracaat edilmemiştir. Yalnız karı-koca arasında lânetleşme (mülâane) usûlü kabul edilmiştir.25
İslâm Hukukuna dâir yukarıda açıklanan mesele ve hükümler bir örnekten ibârettir.
Şunu da ilâve edelim ki zamanımızda, Müslümanlar arasında muâmeleler daima ve her yerde nazariyâta (kitaplarda yazılı olanlara) uygun değildir. Bir çok cihetlerde İslâmî hükümler değişmiş veya âdetler ile tamamlanmıştır. Cezayir kabileleri gibi bazıları kendi örfü-âdetlerine uymayan hükümleri terketmişlerdir. Kadınları mirastan mahrum etmeleri gibi.
Bununla beraber şer'î hükümlerin (dinî-hukûkî kaide ve talîmatın) çoğu hâlâ Ebû-Hanîfe, Mâlik, Şafiî, İbn-i Hanbel hazretlerinin veya talebelerinin ictihad ettikleri şekilde yürütülmektedir.*


* Miktarının tayini ulu'l-emre bırakılan cezalara "tazîr" denir.
25. Mülâane kocanın karısına zina isnad etmesi veya doğan çocuk benden değildir demesi üzerine kadının isteği ile hakim huzurunda yapılır. Önce koca dört defa "Allah şahiddir ki ben sözümde doğruyum" dedikten sonra "eğer yalancı isem..." diyerek Allah'ın lânet ve gadabını kendisine davet eder. Sonra kadın dört defa "Allah şahiddir ki kocam yalancıdır" der ve beşinci olarak da "eğer doğru ise..." diyerek kendisine ilâhî lânet ve gadabı davet eder. Bundan sonra hakim onları ayırır.
* İslâm Hukuku sahasında geniş bilgi için Mukayeseli İslâm Hukuku veya bunun özeti olan Anahatlarıyle İslâm Hukuku isimli kitaplarımıza bakılabilir. H.K.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: