HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


EVLAT EDİNME (TEBENNÎ, MUÂHÂT, AKD-İ MUVÂLÂT)
İslâmdan önce Araplar arasında evlât edinme vardı. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.) peygamberliğinden önce Zeyd b. Hârise isminde Hristiyan bir kölesini, Hacer-i Esved'in yanında ve şahidlerin huzurunda azat etmiş ve evlat edinmişti. Bundan sonra Zeyd b. Muhammed diye çağırılır oldu. Herkesin, kendi öz babasının ismiyle anılması âyetinin gelmesinden sonra, önceki gibi Zeyd b. Hârise denmeye başlanmıştır.
Mûsevîlikte olduğu gibi İslâm dininde de geçmişlere (ecdâda) ibadet bulunmadığından evlat edinme de mevcut değildir. Şu kadar var ki geçici bir zaman için -İran'daki gibi- kardeş olma (muâhât) usûlü kabul edildiği olmuştur. Ayrıca evlat edinme yerine geçmek üzere "muvâlât akdi" de vardır: Şöyle ki Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettikten sonra Mekkeli olan Ashâbı da Medine'ye göçmüştü. Halbuki Mekkeliler Kureyş kabilesinden, Medineliler ise Yemen asıllı Kahtan oğullarından; yani büsbütün başka bir kabileden idi. Gerçi bu iki kabîle, İslâm'ın birleştirici unsuru ile birleşmiş iseler de Araplar arasında kabîlecilik taassubu çok şiddetli olup bir gün aralarında bir çekişme çıkması ihtimali vardı. İşte böyle bir ihtimalin önünü almak için Hz. Peygamber Mekkeli ashâbı ile Medineli ashâbı arasında -hatta birbirine vâris olmak üzere- kardeşlik akdi yaptı. Bu kardeşlik, "asıl akrabaların birbirine vâris olmaları" hakkındaki âyetin gelmesine kadar devam etti ve sonra kaldırıldı (mensûh oldu).
Muvâlât akdine gelince: Nesebi belli olmayan bir kimsenin, bir şahsa hitâben: "Sen benim mevlâm ol, vefat ettiğimde malıma vâris ol, bir cinayet işler isem âkılem olup ödenmesi gereken kan bedelini öde" diye teklif eder ve o şahsın da kabul etmesiyle akit gerçekleşmiş olur. Bu durumda ikinci şahıs (mevlây-ı a'lâ) birincisine (mevlây-ı esfele) vâris olduğu gibi bir cinayet işlerse borcunu öder. Eğer muvâlât akdi babası (nesebi) belli olmayan iki kişi arasında olursa her ikisi de diğerinin hem vârisi hem de âkılesi (diyetini ödeyeni) olur.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: