HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


KÖLELİK
Bütün eski milletlerde var olan esâret (tutsaklık) usûlü Araplar arasında pek çirkin bir şekilde mevcut idi. İslâm dini onu sınırlayarak ve güç şartlara bağlayarak devam ettirdi.*
a) Sınırlandırması köleleştirme yol ve vasıtaları bakımındandır. Esâretin bütün diğer yollarını kaldırarak yalnız savaş esirliğini bırakmıştır. Borç veya zaruret sebebiyle esaret meydana getirmek mümkün değildir. Fakat harbîler ile yapılan savaşta aman dilemeyerek veya aman verilmiş olanlardan birine sığınmadan, savaş yoluyla alınan ve yakalanan kimseler esir edilirdi. O zaman milletler arasında dâimî harb hali mevcut olup, sınırsız bir husûmet ve düşmanlık sürüp gittiği için, yapılan muvakkat mütârekeler sırasında iki taraf esirleri değişir veya fidye verilerek kurtarılırlarsa esirlik sona ererdi. Aksi halde esir eden taraf için esiri öldürmek, öldürmeyip işinde kullanmak veya başkasına satmak yollarından başka çare kalmazdı. Esirlik çocuklarına da geçerdi.**
b) Güçleştirmesi veya güç şartlara bağlanması ise köleye karşı davranış bakımındandır. Bütün insanlar Allah katında eşit oldukları için, esirlerin sahibi onların mâliki değil koruyucusudur. Her türlü şer'î haklarına riayet etmekle mükelleftir. Kölesini, kendi çocuklarından farklı tutamaz; çocuklarını da din yönünden câiz ve gerekli olan durumlardan başka yerlerde dövemez, azarlayamaz; bu durumlarda da meşrû ve gerekli olan sınırı aşamaz.
Fıkıh kitaplarında köleliğe ve kölelerin nevileri ile hükümlerine dair pek çok bahisler vardır. Köleyi hürriyetine kavuşturmak ibadetlerin en üstünüdür. Bunun için de bir çok sebep ve vesileler meydana getirilmiştir. Köle, efendisi ile bir kitabet akdi* yapabilir. Sahibinden çocuğu olan kadın köle (ümmü'l veled) sahibinin vefatıyle hür olur. Köle ve câriyenin evlenmeleri câiz olup bu da dinin hükümlerine tâbi olur. Köle bir cinayet işlerse efendisi onun âkılesi olur; bedelini verir; ancak köleyi terkederse (abandon noxal) sorumluluktan kurtulur.
Sonraları milletlerarası durum değişip, sulh hâli asıl durum olunca her savaş bir anlaşma ile nihayet bulduğundan ve sulh yapılınca esirlerin de yurtlarına dönmeleri tabiî bulunduğundan İslâm Hukukundaki yegâne kölelik yolu olan harbîlik de ortadan kalkmış ve şeriatın tarifine uygun esaret kalmamıştır. Bu sebeple Müslüman Osmanlı Hükümeti zenci esir ticaretini yasaklamış ve bunun için yabancı devletlerle anlaşmalar yapılmıştır. Kanûn-i Esâsî'ye göre hürriyet insan haklarından birisi olarak kabul edilmekle bugün Osmanlı memleketlerinde kölenin varlığı tasavvur edilemeyeceğinden buna dair hükümlerin tatbik yeri kalmamıştır.


* "Devam ettirdi" yerine "zaman içinde adım adım ortadan kaldırmaya yolunu açtı" demek daha doğrudur.
** Devletin esirleri, bir bedel almadan iâde etmesi de mümkün ve câizdir. (Muhammed Sûresi: 47/4).
* Tayin edilen bedelini, çalışarak ödemek sûretiyle hürriyete kavuşmasını temin eden bir akit olup bunu yapan kimseye "mükâteb" denir.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: