HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


IV.Din âlimleriyle hukuk âlimlerinin sigorta sistemi mefhumu üzerinde farklı görüşlere sahip olmalarının sebepleri:
Din âlimleri ile hukuk âlimlerinin, sigorta sistemi mefhumu üzerinde birleşmemiş olmaları, onun hükmünde farklı görüşlere sahip olmalarının temel sebebidir:
"İslâmî bakımdan sigorta akdi hakkında hukukçuların açıkladıkları görüş ile; mutlak olarak sigortanın haram olduğunu söyleyen muâsır İslâm ulemâsının görüşü neden birbirine ters düşmektedir?" suâline cevap bulmamız bakımından dikkatimizi çekmesi gereken bir noktaya işâret etmeyi faydalı buluyorum:
Sigorta sistemi deyince hukukçuların zihinlerinde şekillenen mefhum şudur: Meydana gelen zararın yalnızca felâketzedenin omuzlarında kalması yerine, sigortalıların ödedikleri primlerden -toplanan maldan- ödenen tazmînât yoluyla bütün sigortalılara dağıtılmasını ve böylece; felâket ve kazâların zararının hafifletilmesini gâye edinmiş, karşılıklı taahhüt ve yardımlaşmaya dayanan bir sistem... Ve hukukçular şöyle diyorlar: İslâm'ın, içtimâî ve iktisadî hayatın nizâmlanmasına ait bütün kanunlarının hedefi, hak ve vazifede, mutlak mânada karşılıklı yardımlaşma ve kefâlet esasına dayanan bir toplum meydana getirmektir. Buna göre sigorta akdi ve sistemi; İslâm dînindeki bu yüce hedefe aykırı değildir.
Sigorta sisteminin haram olduğuna fetvâ veren âlimlerin zihinlerinde teşekkül eden mefhuma göre ise sigorta, bir nevi müşterek bahistir ve kumardır; kâr daima, kumarda oyunu idare edenin yerini alan sigorta şirketine ait olur ve onun içine, işleminin hep içinde bulunan fâizi de katar. Sigorta sisteminin dayandığı esas iki gruba göre birbirinden bu kadar farklı olunca; hükümlerinin de o nisbette birbirine ters düşmesi tabiîdir.
Kanâatime göre sigorta sisteminin dayandığı bu esası kesin ve açık olarak ortaya koyarsak ve bu açıklık içinde sistemin gerçek gâyesi aydınlığa çıkarsa, bu durum bizi, sigorta hakkında İslâm hukukunun müsbet veya menfî hükmü üzerinde, fukahâ ile hukukçular arasında sağlam bir anlaşma zemînine götürecektir. Burada hüküm, iki gruptan hangisinin sistem hakkında tasavvur ettiği mefhumun doğru olduğu esasına dayanacaktır. Çünkü kanun da kumarı ve kumarlı yarışları yasaklamakta, bunlara ait akitlerin bâtıl olduğunu hükme bağlamaktadır. Hukukçular bu yasaklamada kanuna muhalefet etmediklerine göre; dîne de muhâlefet etmemeleri -en az o kadar- makûl ve tabiîdir.
Biz mezkûr açıklığı getirmekle bir yandan fıkıh bilginlerinin kendi aralarında, diğer yandan da onlar ile hukukçular arasında anlaşma sağlamış olacağız.
Bu araştırmada yapmak istediğim; -dîne ve vâkıalara dayanan deliller ile desteklenmiş doğruyu bulabilirsem- o anlaşmayı temin etmekten ibarettir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: